Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu normal atmosferik oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Böylece bu iki çeşit molekülün yapıları birbirinden aşağıdaki gibi farklıdır:
O3 oda sıcaklığında renksiz , karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca “koklamak” manasına gelen ozein’den gelir. Alman kimyacı Christian Friedrich Schönbein (1799-1868) tarafından 1840 yılında keşfedildi. Zemin seviyelerine yakın yerlerde 10 milyon hava partikülü başına bir partikül O3 (= 0.1 ppm = 200 µg/m³) konsantrasyonlarında duman şeklinde bulunur. 2000 metre yükseklikte, çok daha azalarak 0.03 - 0.04 ppm seviyelerine düşer.
Çok güçlü okside etme ve çok etkili dezenfekte etme özelliği sayesinde , dünya çapında içme suyu sağlayan arıtma tesislerinde mikrop öldürücü olarak kullanılır.
Hastalar İçin Genel Ozon Rehberi
Yaşamı basite indirgersek, vücudumuzda 75-100 trilyon hücremiz bulunmaktadır. Bu hücrelerin yaşam ve fonksiyonlarını sürdürebilmesi için enerji (kalori ) ye ihtiyaçları vardır. Enerji içinde yakıta ihtiyaç duyulur, bu yakıtın adı canlılar için OKSİJEN'dir.
Aldığımız besinleri yakarak, enerji ihtiyacımızı karşılar. Her normal sağlıklı hücre bu sebeble oksijene bağımlı (yani aerobik) metabolizmaya sahiptir.
Olağan yaşamımızın biraz dışına çıkınca soluduğumuz oksijen yetmeyebilir. Ne var ki yaşam biçimimiz, stres, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, alkol, sigara gibi alışkanlıklar, tıkanan damarlar, yaşlanma, soluduğumuz havanın kirliliği, şeker, akciğer ve kalp hastalıkları, damar sertliği gibi hastalıklar, hücrelere oksijenin yetersiz gitmesine sebeb olur. Bunun üzerine ihtiyacı arttıran bir neden (enfeksiyon, ödem, travma, kanser v.b.) eklenince, insanı ölüme kadar götüren olaylar zincirini etkileyebilir.
Ozon çok yüksek oksidasyon gücüne sahip olduğu için tıpta 'aktif oksijen' olarak tanımlanır. Tedavide kullanılan ozona yüksek enerjisinden dolayı, vücudumuzdaki hücrelerimizin yakıtı diyebiliriz. Vücudumuza verilen aktive edilmiş oksijeni hasta organizmalarımıza verilen destek yardımı olarak nitelendirebiliriz.
Oksijen tedavisi, birbirine bağlı birkaç tip tedaviyi kendi şemsiyesi altında toplayan vücudun O2 içinde yüzmesini sağlayan ve dolayısıyla iyileşmeyi hızlandıran bir yöntemdir. Ozon tedavisi oksijen tedavileri içinde en aktif olanıdır. Vücutta oksijenasyon azlığı kötü sağlığın temelinde yatan en önemli nedendir. Ozon / Oksijen tedavisi mikro dokuda bozulmuş olan oksijen dengesini yeniden düzenler. Oksijen açlığı için çeşitli nedenler vardır.
1. Sigara içimi
2. Rafine edilmiş gıdalar
3. Kötü nefes alma (Kronik bronşit, astım gibi...)
4. Çevre kirliliği
5. Egzersiz azlığı
6. Çevredeki doğal oksijen azalması
7. Karbonmonoksit zehirlenmesi (özellikle büyük ve kalabalık şehirlerdde
yaşayanlar için)
DOĞADAKİ OZON
Ozon, bizim gezegenimizi kuşatan stratosfer tabakasındaki en önemli gazlardan birisidir(10-50 km yükseklikte). 20 - 30 kilometre yukarda, maksimum konsantrasyonu 100,000 hava partikülü içinde 1 partikül O3 (10 ppm) düzeyine ulaşır ve zemin seviyesinden çok daha yüksektir (0.03 - 0.04 ppm).
Ozonosfer
Ozondan oluşan bu koruyucu tabaka, güneşten gelen ve dünyamız ve cildimiz için tehlikeli ve yıkıcı etkileri olan morötesi (UV) ışınların enerjisini emerek yeryüzüne ulaşmasını engeleyen bir filtredir, böylece bizim gezegenimizde biyolojik dengeyi sürdürmeyi sağlar.
Ozone deliği
Endüstriyel gazların (FCKW ve diğer halojenleri içeren) sebep olduğu karışık bir süreç yüzünden, koruyucu ozonosferimizdeki ozon(O3), parçalanır. Bu tabakadaki O3 moleküllerinin azalması, filtreleme yapacak yeterli ozon kalmadığından UV ışınlarının (deri kanserine sebep olabilen ve genetik süreçleri etkileyebilen), engellenmeden geçtiği gittikçe büyüyen bir aralığın (deliğin) oluşmasına sebep olur.
Duman alarmı
Yine de, yere çok yakın seviyelerde, büyük şehirlerde olduğu gibi, ozon, otomobiller ve fabrikalardan çıkan egzoz gazları veya atıklar yoluyla ve nitrojen oksit ve kükürt oksitlerinin etkileşimiyle ve morötesi radyasyonun oksijenle etkileşimi sonucu üretilebilir. Ozonun kendisi kirliliğe sebep olmamakla beraber çok hassas bir şekilde havadaki ozon miktarını ölçebildiğimiz için hava kirliliğinin göstergesi olarak kullanılır.
Endüstriyel ozon
Endüstriyel ozon atmosferdeki havanın içinde bulunan oksijen (O2) gazından elde edilen ozon (O3) gazı ile havanın karışımı ile oluşur ve dünyanın her tarafında başlıca kullanım alanı şehir su şebekesinin sterilizasyonu ve kimyasal beyazlatma işlemleridir.
İşyerinde ozon konsantrasyonu
İşyerinde müsaade edilen maksimum ozon konsantrasyonu 200 µg/m³ ya da 0.1 ppm’dir. Solunum yollarına ve mukozaya zarar verebildiği için günlük 8 saat, haftalık 40 saat boyunca bu seviyeyi aşmamalıdır. Bu değerler bir ülkeden diğerine değişebilir ve çoğu zaman uyma zorunluluğu yoktur.

Medikal ozon
Endüstriyel ozonun aksine medikal ozon saf medikal oksijenden elektrik deşarjı ile ozon/oksijen karışımını tam istenen konsantrasyon ve dozda karıştırarak elde edilir. Konsantrasyonu 1 ile 100 mikrogram/mililitre (µg/ml) arasında %0,05 O3 / %99,95 O2 ile %5 O3 / % 95 arasında değişen ozon/oksijen konsantrasyonlarına karşılık gelir. Ozon molekülü stabil olmadığından medikal formu her zaman klinikte özel bir jeneratör tarafından taze olarak hazırlanır ve hastaya hemen uygulanır. Çünkü üretildikten 1 saat sonra orijinal ozon moleküllerinin yarısı oksijen moleküllerine dönüşür ve geriye orijinal karışımın sadece yarısı kalır.l
OZON TERAPİ NEDİR?
Tedavi amaçlı Ozon
Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde uygulanır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler.
Özellikleri ve etkisi
Medikal ozonun iyi bilinen bactericidal (bakteri öldürücü), fungicidal (mantar öldürücü) and virostatic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin neden olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.
Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozonu çok değerli kılar.
Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferones yada interleukins gibi önemli aracıları içeren) adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında özellikle çok başarılı sonuçların alınmasını sağlar.
Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.
Endikasyonlar
Seçici özellikleri sayesinde medikal ozon 4 temel alanda kullanılmaktadır :
1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
2. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda örneğin
Bacaklardaki açık yaralar (ulcus cruris)
Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit)
Yanıklar, haşlanma ve enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
3. Virüslerin neden olduğu hastalıkların tedavisinde örneğin karaciğer hastalıklarından hepatitler, uçuklar (herpes).
4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda "majör otohemoterapi" formunda veya "minör otohemoterapi" olarak kullanılır.
Uygulama yöntemleri
UYARI: Ozon gazının solunması akciğerlerde tahrişe neden olduğundan sakıncalıdır.
Senelerin deneyimi sonucunda ve son yapılan klinik çalışmalar ışığında beş uygulama şeklinin geçerliliği kabul edilmiştir:
1.Majör otohemoterapi: Hastadan kan alınarak tedavinin yapılması. Geriatride (yaşa bağlı hastalıklar), dolaşım bozukluklarında yeniden canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemi aktivasyonu için kullanılır.
Bu metodla, 50 ila 100 ml hastanın kanı alınır, tam olarak tesbit edilmiş ozonla karıştırıldıktan sonra hastaya geri verilir. (steril ozona dayanıklı sarf malzemesi ve vakumlu şişe kullanılır!). Ozon kırmızı ve beyaz kan hücrelerini oluşturan spesifik maddelerle tamamen reaksiyona girer ve böylece vital aktivitelerini = metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan (ozon ya da oksijen değil!) hastaya hemen normal bir damlalık kullanarak tekrar geri verilir.
2.Minör Otohemoterapi: Aynı prensibi kullanarak, minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 3-5 ml kan intramusküler yolla hastaya geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.
3.Eksternal tedavi: Ozon gazını kapalı bir sistemde özel bir plastik bot (ayaklar ve bacaklar için ) içinde dolaştırarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, folyolar ile gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon kuru bölgelere etki etmez. Bu metod ülserleri, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, yaraları, açık yaraları, shingles (herpes) ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su ( dental tedavilerde) ve ozonlu saf medikal zeytin yağı (cilt eruptionları örneğin egzema, mantar, liken gibi).
4.Rektal yada vajinal ozon uygulaması:O3 gazının rektal yolla uygulanması kulağa hoş gelmese de o kadar rahatsızlık verici değildir (tıbbi olarak rektal insuflasyon denir). Aslında hasta kesinlıkle hiçbir rahatsızlık hissetmez, çünkü O3 gazı direkt olarak hassas barsak cidarı (membranı) tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir ve hasta kendi kendine uygulayabilir. Bu metod genelde barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ancak son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır.
5.Ozonun eklem içi enjeksiyonu;(intra artikuler yolla ozon verilmesi); Adından da anlaşılacağı gibi ozon gazı (eğitimli kişilerce), yavaşca eklem içine enjekte edilir.Bu metod ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir).
GENEL OLARAK HANGİ HASTALIKLARDA OZON TEDAVİSİ YAPILABİLİR?
Ozon tedavisi ile birçok patolojik durum daha iyi hale gelir veya tamamen düzelir. Bu durum bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmıştır. Kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.
Tüm hastalar için , ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupada pek çok terapist bir araya gelip ''Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy'', birliğini oluşturmuşlar, bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde dahada hızlanmış ve gelişmiştir.
Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulandığı taktirde tamamen güvenli, pratik, etkili ve ucuzdur.
Doğal olarak,diğer tıbbi tedavi yöntemlerinde de olduğu gibi % 100 garanti hiçbir zaman vaad edilemez , tedavi başarısı uygulanan duruma, hastalığın ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır ancak ozon tedavi ile hastanın genel durumunda iyileşme ve ağrılarında azalma mutlaka olmaktadır. Başarı hastanın ve hastalığın durumuna bağlı olduğu gibi uygulanan yönteme, konsantrasyona ve sıklığına bağlıdır.
Dolaşım bozuklukları
Arteriel dolaşım bozukluklarında diğer semptomların yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk , kısa yürüyüşler sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı alarm veren semptomlardır , bu durum ozon tedavi için 40 yıldır çok önemli endikasyon oluşturur . Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış bir çok sayıda tıbbi çalışma ile kanıtlanmıştır.Ozon klasik tedaviye ek olarak veya tamamlayıcı olarak kombine kullanılabilmektedir.
Yaşlı kişilerde önlem ve tedavi
Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi cevap verirler. Bütün klinik avantajlarının yanı sıra oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir ve vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan hücreleri harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri sahiptir (bu durumlarda fiziksel performansda azalma yürüme güçlüğü ve baş dönmesi hissedilir). Bunlara ek olarak tamamlayıcı tedavinin yanısıra ozon tedavi yaşam kalitesini arttırmak için kullanılmaktadır.
Anti-aging ( geriye yaşlanma ) ve yeniden canlanma
İş hayatındaki yoğun çalışma temposu, stres, zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon (O3) tedavisine çok iyi cevap verir.Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma akivasyonu ile genel iyilik hali ile kişiler kendilerini yenilenmiş hissetmektedirler. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça yaralanmaktadırlar. Ozon fiziksel dayanıklılığı arttırmaktadır.
Kanser
Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu immun sistem (bağışıklık sistemi) aktivasyonunda kullanmaktayız -düşük dozlarla. İmmun hücreler – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natural killer hücreler (katil hücreler) - cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir immün reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasını sağlar.
Göz hastalıklarında ozon tedavi
Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişikliklerle gözü de etkilemektedir.Örneğin senil makuler dejenerasyonretina merkezinde meydana gelmektedir- vizüel fokusun en keskin oluğu noktadır. Bundan dolayı oluşan sekeler optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde etkili olmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda (Siena Üniversitesinde)ozon otohemotransfüzyon sonrası 6-8 ay içerisinde vizyonda iyileşmeler kaydedilmiştir.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmış.
Enfekte yaralar
Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, mesela açık yatak yaraları (decubitus ülserler), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Burada biz öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.
Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, 100 yıl boyunca içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanıldı. Bu özellikleri, inatçı deri humusları ve mantarlarla savaşmakta tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları.
Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında sadece hastaların %10’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.
Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı metotlar ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.
Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
Herpes simplex (facial herpes), herpes zoster (shingles)
Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. Dudakların uçuğu (Herpes Labialis), sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.
Herpes zoster veya padavralara, ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yöntemle tedavi edilebilir.
Artritik/Romatizmal Durumlar - Kronik poliartritler
Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir .
Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları
Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara - spesifik egsersiz terapileri - ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.
Kanserin tedavi ve önlenmesinde oksijenin önemi ve süperoksijen tedavisi
İnsanlar, bir çok nedenden dolayı oksijen yetersizliği çekebiliyor.Örneğin uzun süre hava kirliliğine maruz kalma, hareketsiz yaşam, sigara içme, stres, akciğer ve kalp damar hastalıkları, derin nefes alamamak,canlılıklarını yitirmiş gıdalar ve yetersiz egzersiz gibi..
İki Nobel sahibi bilim adamı Dr. Otto Warburg, kendisine Nobel ödülü kazandıran bilimsel çalışmasından elde ettiği sonuçları açıkladığında, kanserin temel nedeni olarak oksijensiz yaşamı gösteriyor.Dr. Warburg'a göre, vücuttaki onkojenlerstres, kirlilik, radyasyon yanında oksijensizlik gibi faktörlerle de birleşerek kanseri başlatabiliyor.Hücresel oksijen yetersizliği, kansere neden olduğu düşünülen önemli bir faktör.Dr. Warburg, o zaman şöyle bir ifade kullanmıştı:' Kanserin tek ve nihai sebebi oksijensiz yaşamdır.Yani 'anaerobiosis' tir.Normal hücreler oksijene gereksinme duyarlar,oysa kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir.'Dr.Warburg, herhangi bir embriyondan alınan normal hücrelerin laboratuvar tüpünde oksijensiz yaşamaya zorlandığında, kanser hücrelerinin özelliklerini aldıklarını gösterdi.Warburg,'Bu, normal hücrelerin, sadece tek bir değişkeni değiştirmekle, kanserli hücrelere dönüşebileceği anlamına geliyor.' demişti.Hücreler oksijenden mahrum bırakılınca, en ilkel dönemlerine geri dönebiliyor ve enerjilerini, normal bitki ve hayvanların yaptığı gibi oksijenden değil, bunun yerine şekerin fermantasyonundan alarak, glikoz reaksiyonlarına girebiliyordu.Kanser hücrelerinin çok hızlı üremeleri, çok yüksek miktarda glikoz kullanımını gerektiriyor ve glikozu laktik aside dönüştürüyor.Bedenin asitlilik derecesi yükseldikçe,hücrelerin oksijen kullanmaları daha da zorlaşıyor.Kanserli hücreler, sağlıklı insan hücrelerine oranla tam 10 kat daha fazla laktik asit içerebiliyor.Yine aynı oksijen yetersizliği teorisine göre kanser hücreleri, oksijen yönünden zengin bir ortamda varlıklarını sürdüremediklerinden, yeterli oksijen sağlanırsa, bu cinnet halindeki glikoz fermantasyonun durduğu, tümör dokusunun beslenmesinin bozulduğu ve tümör hücrelerinin öldüğü tespit edilmiştir.
Oksijen eksikliğinde kanser yayılır
Oksijen eksikliği kanserin yayılmasını da kolaylaştırıyor.İsveçli bilim adamları, oksijen eksikliğinin, kanserli hücrelerin primer (anakaynak) tümörden ayrılıp, başka yerlere yerleşmesine sebep olduğunu tespit ettiler.Kanda, hücrelerde ve dokularda oksijen eksikliğine bağlı gelişen fonksiyon bozukluğu olarak bilinen hipoksi durumunda,CXCR4 geninin aktif hale geldiğini saptadılar.Bu genin, aktif hale gelmesinin, kanserli hücrelerin başka organlarda oluşmasını kolaylaştırdığını belirleyen bilim adamları, hücrelerin primer tümördeki oksijen eksikliğinden kaçtığını kaydetmişlerdir.
Bu bilimsel çalışmalardan sonra kanserin tedavi ve önlenmesinde oksijenin değeri anlaşılmış ve süperoksijen tedavisi (ozonterapi) önem kazanmıştır.Ozon oksijenin özel bir formudur. İki oksijen atomu içeren normal oksijenin aksine ozon 3 oksijen atomu içerir.Yüksek oksidasyon etkili, keskin kokulu, stabil olmayan bir gazdır.Toksik etkisi olmayan ozon, genellikle hücrelerin oksijen uyumunu geliştirir ve oksijenasyondengesini sağlayarak, tümörün oluşturduğudoku tahribatının tamirini ve dolayısıyla iyileşmesini hızlandırır.
Oksijen bağışıklık sistemini güçlendirir
Ozon bağışıklık sistemini “modüle eder”. İnsandaki immünolojik mekanizmalar (yani bağışıklık sistemi) oksijene bağlımlı olarak çalışır. Alessandra Larini, Carlo Aldinucci ve Velio Bocci adlı araştırmacıların İtalya Genel Fizyoloji Enstitüsünde yapmış oldukları bilimsel çalışmaya göre; Ozonterapi immün sistemi modüle ederek, dengeler; yani, bağışıklık sistemi zayıflamış ise onu güçlendirir, aşırı reaksiyon göstermiş ise onu dengeler. Ozonlanmış kanda mononükleer hücrelerin sayısında artmaya yol açarak, bu hücrelerin tümör ve mikrobik hücrelere karşı savaşmasına yardımcı olur. Bu hücrelerin görevi olan fagositozu uyarır,tetikler. Böylece iltihap ve kanser hücresi ile mücadele etmede çok önemli olan “Sitokin” adı verilen IL-2, ,IL-4, IL-6,IL-10,TNF-a,IFN-a maddelerinin üretimini arttırır. Böylece anti-tümöral, anti-viral ve kök hücrelerinin üretimini uyarıcı etki yapar. Isı artışı ve karaciğerdeki C-reaktif adlı protein sentezini 100 kat arttırarak fagozitozu kolaylaştırır.
Klasik kanser tedavilerinden Radyoterapi ve Kemoterapi'nin tedavi edici etkinliğini arttırır
Oksijen, “Radyasyon-duyarlaştırıcı (Radyosensitizer) ve Kemo-duyarlaştırıcı (Kemosensitizer)” dir. Hem radyoterapi, hem de kemoterapi oksijenin bol olduğu ortamda daha etkili olur ve tümör öldürücü etkileri artar. Örneğin ışının istenildiği dozda ulaştırılamadığı dokular ya da tümör sebebiyle tahrip olmuş dokulara kemoterapötik maddenin ulaştırılabilmesi için dozu arttırmak veya dokunun oksijenlenmesini arttırmak gerekir. Ozonterapi ile tümör ve çevresindeki oksijen arttırılarak radyoterapi ve kemoterapi ile daha az dozda daha yüksek etki elde edilebilmektedir. Aynı zamanda oksijenin tümör üzerindeki direkt okside edici (yakıcı) etkisinden de yararlanılmaktadır.
Kemoterapi ve radyoterapi kabus olmaktan çıkıyor
Ozonterapi kan sirkülasyonunu artırarak ve dokuların iyi oksijenlenmesini sağlayarak, radyoterapi ve kemoterapinin sık görülen yan etkilerini azaltır. Radyoterapi ve kemoterapi alan hastalarımıza eş zamanlı veya bu tedavilerden önce ozonterapi başlandığında, bu hastalar için artık kemoterapi ve radyoterapi korkulu rüya olmaktan çıkmaktadır. Toksik etkisi olmayan ozon genellikle hücrelerin oksijen uyumunu geliştirir ve oksijenasyon dengesini sağlayarak, tümörün oluşturduğu doku tahribatının tamirini ve dolayısıyla iyileşmesini hızlandırır. Kemoterapinin yan etkilerinin gidermenin ülkemize maliyeti yıllık sadece 15 milyon dolar olarak kabul edilmektedir. Kemo-radyoterapi alan ve uzun süre yaşayan hastaların en büyük sorunu daha sonra ortaya çıkan geç yan etkilerle ömür boyunca boğuşmaktır. Ozonterapi ile erken ve geç yan etkiler asgariye indirilebilmektedir.
Ozon Terapi'nin yan etkisi yoktur
Vücudun temel yapısını su ve oksijen oluşturduğundan ozon tedavisi doğal bir tedavi yöntemidir. Günümüzde kanserin tedavisinde diğer tedavilerle birlikte oksijenin kullanılmasının önemi anlaşılmıştır. Tüm kanserli hastalara, başka hangi tedavi uygulanırsa uygulansın Ozonterapi mutlaka ilave edilmelidir. Uygulaması kolay, basit, ucuz ve yan etkisi yoktur. Üç yıldır Bursa Nuc-On Kliniğinde Ozonterapi, kanserli hastalarda başarıyla uygulanmaktadır.
Dr. Murat Baş
Onkolog
|